| Yazar |
Mesaj |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:27 pm |
|
SoNSUZ CENNET
Allah (c.c) meleklerinden bir tanesini mahsun gördüğünde Diğer meleklerine buyurmuş:
-Ey meleklerim gidin o meleğime sorun neden hali böyledir.
Melek huzura getirilir ve cevaplar.
-Yüceler yücesi Rabbim. Şüphesiz sen gizli olanı da Olmayanıda Hakkıyla bilensin. Hikmet senden sual olunmaz. Senden birşey saklanmaz. Şüphesiz senin gücün herşeye yeter. Ve herşeyi kesinlikle hakkıyla bilen tek Allahtır.
Yarabbi, cennetinin meleklerinden biriyimde Cennetini daha doya doya gezemedim. O güzellikleri göremedim. O yüzden mahsunum yarabbi.
Şüphesiz her şeye kadir olan Allah (c.c) o mahsun meleğine 70 kanat daha verir. Ve her kanadına da 70 kanat gücü verir meleği cennetini gezebilsin diye.
Uzun süreden sonra Allah (c.c) meleğine sorar:
-Ey meleğim cennetimi ne kadar gezdin bilirmisin
Melek suali cevaplar:
-Yüceler yücesi rabbim. Bizim ilmimiz buna yetmez şüphesiz herşeyi hakkıyla bilen Allah(c.c)tır. Sen bilirsin yarabbi ben bilmem.
Bunun üzerine Allah (c.c) meleğine;
-Ya meleğim sen o kadar zamandır gezersinde daha Ebubekire verdiğim köşkün bir ucundan bir ucuna gidemedin.
Allah tüm müslümanları cennetine giren kullarından nasip eylesin. |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:27 pm |
|
HAPİSHANEDE KILINAN NAMAZ
Huzura Doğru
Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur'a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki:
- Hepsini hapsedin!
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
''Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!'' diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek'at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
- Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
- Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor.
- Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki:
- Sizden özür.diliyorum.Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel! Demirci de cevabında dedi ki:
-Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem.
- Neden gelemezsiniz?
- Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın!
Akıl isen nemâzı, çün saâdet tâcıdır.
Sen namazı şöyle bil ki, mü'minin mi'râcıdır. |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:28 pm |
|
* Tabuta Örtülen Halı *
Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı. Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran on üç , on dört yaşlarında ki gence:
- Safı doldur evlad , dedi. Gel yanıma.
Çocuk mahcup bir ifadeyle:
- Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.
Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü halıyı göstererek:
- Ne o, dedi. Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?
Ve alaycı bir ifade ile devam etti:
- Anne kuzusu, ne olacak…
Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cumasını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam söylediklerinden çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken:
- Sana anne kuzusu dediğim için kusura bakma yavrum, dedi. Ağzımdan kaçtı işte…
Çocuğun gözleri dolu doluydu. Başını yere eğerken:
- Söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi.
Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefat ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklamış gibi oluyor da…
Kaynak :
* Büyük Hikayeler.. |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:29 pm |
|
Doğruluğun Sonu Böyle Olur
Nevadir-i Süheyli, sayfa 280den özet:
Adam, Harem-i Şerifin kapısında hep aynı duayı okuyordu:
– Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan!.
Ona, Sen başka dua bilmez misin? dediler. O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak:
– Ben Beyt-i Şerifi tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular. Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar. dedi şeytanım.
İmanım ise, Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et. dedi. Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu:
– Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim.
Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladılar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:
– Ben Mağrip sultanının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti, beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp ''yasaklı kelime''ürsünler. Sen bana çok iyilik ettin, kendi evladın gibi baktın. Bundan dolayı memnun oldum. Bunlar beni satın alacaklar sakın az altına razı olma, elli bin altına sat beni.
Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdada gittim. Orada açtığım dükkanda mallarımı satıyordum. Bir tanıdığım gelip, Meşhur tüccar dostum vefat etti, ay gibi güzel kızcağızı yetim kaldı. Gel bunu sana alalım. dedi. Ben de kabul ettim. Çeyiz olarak birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken birinin üzerinde dokuz yüz yetmiş altın yazılıydı. Bunun sebebini sorduğumda kızcağız dedi ki:
– Babam bu keseyi Harem-i Şerifte kaybetmiş, bulan bir helalzâde keseyi verince otuz altını ona müjde vermiş, geride kalan altındır içindeki.
Bunun üzerine ben Allaha hamd ve şükürde bulundum, bunlar hep doğruluğun, iyiliğin bereketi, diyerek olayı kızcağıza anlattım. Mutluluğumuz daha da perçinlenmiş oldu!.
Evet, okuduğum dinlenme kitaplarından biri olan Nevadir-i Süheylinin iki sayfasını birlikte okumuş olduk. Bilmem benim gibi siz de dinlendiniz, bilmem sıkıldınız. Kararı siz vereceksiniz. Ben bunları okurken verdikleri mesaja bakıyor, faydalı olduğunu düşünerek dinleniyorum. Doğruluktan hiçbir zaman ayrılmamak gerek diye düşünüyorum.
Alıntııdr |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:29 pm |
|
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap"ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir"e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-"Doktor bey" dedi. "Ben size...dargınım." "Niçin?" diye sordum.
-"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. Onu üzmemeye çalışarak:
--"Doktora ulaşmak kolaydır" dedim. "Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."
Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-"Doktor bey" dedi. "Ben ölürken ne söylemeliyim?"
-"Senin durumun çok özel" dedim. "Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince "Muhammed"" (s.a.v) sana yeter."
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap"a sürekli morfin yapıyor ve O"nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap"ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün Ona:
-"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin."
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
-"Kızım" dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."
Salı günü Serap"ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor beye söyleyin, dedi. Azrail, Onun söylediğinden de güzelmiş!...
[-Onk. Dr. Haluk Nurbaki den gerçek bir hatıra-] |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:30 pm |
|
HAKKINI HELAL ET DEDE
- Saçmalama anne! Duygu sömürüsü yaparak acındırma! Off! Yeter be yeter!
- Tamam oğlum, sus lütfen...
- Susmuş! Çıldırttın yahu! Ölüm ölüm ölüm... Yetti yaa, iki aydır başka bir şey duymuyoruz!
- Tamam oğlum, git istediğin yere.. Sus, gelme üstüme... Deden duyacak şimdi...
- Duyarsa duysun! Adamı sağken mezara gömdün be! Kuran okutmalar, mezar yeri satın almalar... Karşısında sürekli dua okunan adamda moral mi kalır?! Günlerdir sabrediyorum, patladım işte! Yeter! Bir daha bana dedemin hastalığından bahsetme! Ben gidiyorum, ne halin varsa gör!
***
Bu yürek burkan, bu korku veren diyalog, Boğaz civarında bir apartman dairesinde gerçekleşti.
Dertli anne, doktorların umutsuz olarak eve gönderdiği babasına son görevlerini yapmakla günlerini geçiriyordu.
Oğlunun da dediği gibi, durumu bilen yaşlı komşular, dedenin başında sürekli Kur’an okuyordu; anne, dedenin mezar yerini bile şimdiden almıştı.
Haftalar süren evdeki “ağır” hava, genç futbolcuyu çok sıkmıştı.
Maçlardan, deplasmanlardan geriye kalan zamanlarda bile eve gitmek istemiyor, sağa sola takılıyordu.
Dedesinin “gidecek” olmasına, annesinin asık suratına, bir dolup bir boşalan evde hep aynı konunun konuşulmasına üzülüyordu.
Sonunda, sadece “mevcut durumu” daha gerçekçi bir dille anlatan annesine patlamıştı.
- Oğlum, yolculuğa çıkmadan önce dedenden helallik iste, belki bir daha göremezsin, demişti sadece...
***
Genç futbolcu, tartışma gecesi eve gelmedi; ertesi gün ise 2. Lig maçı için Ankara’ya gidecekti.
İddiaya göre genç futbolcu, Beyoğlu’ndaki meyhanede içtikçe içmiş, gecenin ilerleyen saatlerinde eve dönmeye karar vermiş, ancak Bebek’ten geçerken, otomobiliyle kazıklı yoldan denize uçmuştu.
Dedesinin mezarına gömüldü.
Dede ise hâlâ yaşıyor
(1 Haziran 2000). |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:31 pm |
|
HéPsi aLıntıdır biliorum uzun ama bos zamalarınızda okursunu die koydu |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:33 pm |
|
KOYDUM YANLŞ YZMISIM PARDON |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
telmih
SaNaLRaP Kolik Uye
 Uye Numarasi: 12259

Kayıt: Jul 01, 2007
Mesajlar: 828
Nerden: NİCAEA
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 7:59 pm |
|
paylasım ıcın sagol |
_________________
BEYNİM RAP KANSERİNE TUTULDU
|
|
|
|
 |
HeRo
Admin
 Uye Numarasi: 6425

Kayıt: Feb 05, 2007
Mesajlar: 2589
Nerden: ŞehitLer Diyarı ÇanakkaLe !
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 10:40 pm |
|
Baya Uzunmuşş:=)T$k Kardeşhimm |
_________________ Anadolu’da Kesintisiz 1000 Sene Yaşayan Bir Tek Millet Vardır, O’da Asil Türk Milletidir..
İnanın ve İman Edin Gelecek 1000 Senede Bu Coğrafyadayız..!
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
FuRKaN
SaNaLRaP Özel Uye
 Uye Numarasi: 12903

Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 592
Nerden: peqaii kosar_007@hotmail.com
Durum:Ofline
|
Tarih:
Prş Tem 19, 2007 10:58 pm |
|
önemli deil gokhancım  |
_________________
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen Kayıt olun veya Hesabınıza Giriş yapın 
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açabilirsiniz Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by Sanalrap.net © 2006,2008 Sanalrap Group
|